Hayır , sana kesinlikle ihtiyacım yok. Benim bir deftere ve bir kaleme ihtiyacım var içimi dökebileceğim. Dahasını istemiyorum. Yazdığım her cümle içimden atmama yarayacaksa seni, sayfalarca yazacağım. Tek istediğim ucundan belki çok saçma belki acınacak cümleler dökebileceğim bir kalem ve bir kağıt parçası. Söylesene, daha iyi ne yapabilirim? Daha iyi ne yapılabilir? Mesela atmak mı kendini bu dibinde olduğum uçurumdan? Yoksa tutunmak mı kanayan ellerimi görmemiş gibi davranarak? Hayır, senden bir cevap beklemiyorum. Sana ihtiyacım da yok. İhtiyacım olan bir kulaklık ve bir şarkı diyorum, müzik damarlarımın her tarafına yayılırken seni de çekip çıkarabilir diye düşünerek. Ama her sözün içinde ayrı bir seni, gülüşünü görürken yapabileceğimin en iyisi bu mu dersin? Hayır, sen hiçbir şey demezsin. Fakat umrumda değil. Tek istediğim içimdeki bu lanet şeyi atabilmek. Yazmak istiyorum. Kalemim kağıtla buluşunca içimden akan yaşlar işte tam buraya dökülüyor. Cümlelerim… Yazdıkça benliğime daha fazla yaklaşacağım. Ben ne zamandır kendime uğramıyorum ki. Söylesene neden hep sendeyim? Neden olmam gereken en son yerdeyim? Cevaplarına ihtiyacım yok. Dahası sana da ihtiyacım yok. Tek istediğim bir parça huzur işte. Ama o da sende. Gözlerim parıldamanın en son evresini seninle yaşarken neden bana bu kadar acı veriyorsun? Neden gülümseyişlerin gece daha çok acıtıyor? Ya da gözlerin gözlerime neden bu kadar yabancı?
Şimdi tek istediğim sormak. Cevabını beklemeden, bilmeden sormak hem de. Hiçbir şeye ihtiyacım yok. Aslında bu soruları da istemiyorum. Söylesene bunca soruyla beni baş başa bırakan sen nasıl oluyorsa böyle yapabiliyorsun? Uyuyabiliyorsun yani kolayca. Ya da düşünmeden edebiliyorsun. Bunları biliyorum ve sırf bu yüzden sana ihtiyacım yok. Bana ihtiyacı olmayan birine ihtiyaç duymayacağım. Söylesene, sen olmadan yaşayamayacak mıyım? Yaşarım tabi. Tek ihtiyacım olan bir kalem ve bir defter içimi dökebileceğim. Sana ihtiyacım yok!